Meddah Yusuf Duru ve Karagöz..

Geleneksel Türk Tiyatrosu’nun bir ayağını teşkil eden gölge oynatıcılığı ve Karagözün üstadı olan Yusuf Duru bizim için sanatını anlatan bir yazı kaleme aldı. Karagözle Hacivat'ın esasen kim olduklarından, onları kahramanlaştıran Şeyh Küşteriden, devrin hükümdarı Sultan Orhan'dan bahseden bu yazıyı hiç dokunmadan ve Sanatçımıza bu sanatı yaşattığı için de teşekkür ederek aynen sunuyoruz;


TÜKETEN SİSTEMSİZLİK Sokaktan insan topluyoruz!

Yenişafak Gazetesi'nde 2001 tarihli yazımda "Hasta bir kadını karda-kışta gecede banklara mahkum eden sistemsizlik nasıl çözülür?" diye sormuştum. Aradan onca yıl geçti, maalesef sorum halen geçerliliğini koruyor. Sosyal hizmetler ve sağlık alanındaki sistemsizliğin sokağa terkettiği hasta insanlarımız için hiçbirşey yapılmadı-yapılmıyor!


Mübarek Ramazan günü fırınlar ne alemde?

Yine konu yediğimiz içtiğimiz şeyler. Bu yazımı da mecburen sağlığımızı tehdit edenler işgal ettiler. Özellikle ekmek ve simit fırınlarının sağlık sorunuyla ilgili olarak kamuoyuna yansıyan nahoş olaylar herkesin canını sıkıyor. Bu problemin neden kaynaklandığını biliyorsunuz; denetimsizlik. Ben bu sorun çözülünceye kadar, halkın sağlığı konusunda ilgililer nezdinde etkin kararlar alınana dek bu köşeden seslenmeye devam etmek durumundayım. Demişiz.. Ve yine de diyoruz. Alın işte güncelliğini yitirmemiş bir başka yazım;


Fatma"yı tüketen sistemsizlik!

İnşallah bu yazım, uzun süre tedavi gerektiren şizofreni vakalarını sokakta saçı-başı birbirine karışmış vaziyette insan onuruna yakışmayacak şekilde ölüme terkeden eksiklerin giderilmesi yolunda ilgililerin harekete geçmesine vesile olur. Söylemiştim; Fatma''yı, günümüzün karanlıklarının bile gölgelemeyi başaramadığı Eyüp Sultan'ın güzel zamanlardan kopup gelen sokaklarında bulacağıma emindim. Önce Eyüp Merkez Karakolu''nu, oradan da Fatma''yla ilgilenen taksi durağını aradığımda adres konusunda yanılmadığımı anladım..


En ucuz tüketilen insan!

Kulaklarım tahta parçaları ile ateşi körükleyen beyin sesiyle irkildi; "Fatma yaklaş! Donacaksın." Bankta battaniyelerin altında oturanın bir kadın olduğunu o zaman anladım. Donmak üzere olan kadının imdadına bu özel mekanda önce Allah sonra durağın taksi şöförleri yetişmiş...



Meslek kuruluşlarına kalite gelsin

2 Haziran 2001 tarihli Yenişafak Gazetesi yazımız; "Odalar başlı başına bir partidir, yani partilerden daha önemli bir konuma sahip baskı gruplarıdır. Yeter ki mesajlarını doğru versinler. Oda mensupları parti kurmaktan önce, kendi içlerinde yönetimlerini sorgulayarak asıl işlevlerini yerine getirsinler; nasıl daha iyi esnaf ya da tüccar olunur diye üyelerine hizmet versinler.. Odaların bağlı bulunduğu Birlik yöneticilerinin seçimi ve icraatlarının denetlenmesine ilişkin sistem tekrar gözden geçirilmelidir." Demişiz. Güncel bir konuya o zaman nasıl bakmışız görmek için tıklayın.


Darülaceze Kurumu Ne İş Yapar!

Fatma Hanım, "En Ucuz Tüketilen İnsan" başlıklı yazımda belirttiğim gibi halen Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi''nde kronik hastaların kaldığı serviste yaşamaya devam ediyor. Fatih''de bulduğumuz Kerim Aydoğan''ı acil tedavisi için hastaneye yatırırken, onu da bekleyen son buna benzer bir şey olacak diye korkuyordum fakat, çok şükür ki onun ailesi bulundu. O artık 5 ağabeyinin sorumluluğu altında. Edirnekapı Kariye Camii civarındaki parkı mesken tutan Metin Bey''i de benzer bir halde bulmuştuk. Şimdi o İstanbul Büyükşehir Belediyesi''nin Kayışdağı''ndaki Darülaceze Tesislerinde ikamet ediyor.. anne-kız prosedür gereği heyete girdi. Görüşmelerden sonra Başhekim,"Maalesef; oy birliğiyle değil, fakat oy çokluğuyla reddedildi."dedi. Bu yazımı, "Onları sahiplenecek bir merci mutlaka bulunacak, ya da kurulacak." diye noktalıyorum.


Darülaceze'de Hizmet Ayıbı Son Bulsun

İkinci Abdülhamit Han''ın devlet bütçesinden değil, kendi kesesinin altınlarıyla kurduğu Darülaceze Müessesesi, bugün merkezi otoritenin yönetiminde (?) gerçek anlamda ihtiyaca cevap verememenin aczini yaşıyor. Sokakta donmak üzere iken bulduğum Fatma hanıma acil sağlık hizmeti bile verilemedi.